BESLENME KONUSUNDA DOĞRU DİYE BİLİNEN YANLIŞLAR

Posted by in Makaleler

Yemek yemenin sadece bir eylem olduğu ama bir beslenme biçimi olmadığı bilinmelidir. Yapılan eylemin bir sosyal davranış olduğu ama beslenmeye çok fazla katkısı olmadığı ve aksine yanlış bir yemek yeme eylemine girildiği için vücuda zarar verildiği unutulmamalıdır. Sadece açlık hissi giderilmiş ve karın doyurulmuş olur ama bu asla bir beslenme değildir.

Yukarıda açıklanan yanlış toplumların çoğunluğu tarafından hayatları boyunca yapılan bir yanlıştır. Anlaşılacağı gibi insan bedeni onlarca yıl esasen çok büyük bir yanlışa maruz bırakılmakta ve çok ağır bir yükün altına sokulmaktadır. Elbette bu yanlış sonucunda da bir çok hastalık ve sağlığı tehdit eden sonuçlar doğmaktadır. Dolayısı ile yemek yemeyi beslenme zannetme doğru bilinen yanlışların en başta geleni olarak söylenebilir.

Kilo Almamak İçin Yağsız Beslenmek

En sık yapılan yanlışlar arasındadır. Yağ bilinenin tam aksine vücut için en elzem elemanlardan birisidir. Bir enerji kaynağıdır ve vücut aktivitesi için mutlaka vücutta belli oranda bulunması gerekir. Bu nedenle bedene belli oranda hayvansal ve bitkisel yağ girmesi gerekmektedir. Bu nedenle sofralardan yağları kaldırmak ve yağsız gıdalara yönelmeyi tercih etmek oldukça yanlıştır. Aslında yağsız beslenmeyi seçenlerin hangi tür yağların yenmemesi gerektiğini bilmeleri yeterli olacaktır. Diğer bir ifadeyle hangi tür yağların bedende aşırı yağ birikimine sebep olacağını bilmek doğru beslenmenin önünü açacaktır.

Sofralardan margarini söküp atmak bu yönde atılacak en büyük adımdır. Bunun yanında mısır özü ve ay çiçek yağı gibi işlenmiş yağları çok minimal seviyelerde kullanmakta çok önemli bir adım olacaktır. Bu yağların yerine mutfaklara zeytinyağı ve tereyağını olabildiğince çok sokmak gerekir ve tüm yemekleri bu yağlardan yapmak gerekmektedir. Bu yağlar işlenmemiş doğadan olduğu gibi bedene alınan yağlardır. Üzerinde hiçbir işlem yapılmamış son derece doğal yağlardır.

Light Ürünleri Kullanmak

Bilinenin aksine bu türden ürünler amaçlanan katkıyı sağlamazlar. Renkli ambalajlarda ve çeşitli reklamlar sayesinde topluma sunulan sunulan bu ürünlerin tamamının içinde çok farklı katkı maddeleri bulunur. Zaten bu sayede raflarda aylar boyunca bozulmadan durabilmektedirler.

Yoğurtlarda diyet adı altında satılanların içerisinde %25 oranında şeker olduğunun bilinmesi gerekir. Bu bilgi zaten bu yoğurtların üzerinde yazmaktadır. Ürünün üzerinde açıkça yazıldığı halde nasıl olurda bu yoğurt diyet ürünü olabilir sorusunun cevabı tüketiciler tarafından verilmelidir. Tüketicilerde etiket okuma alışkanlığının olmaması bu tarz ürünlerin kullanılmasının ana sebeplerinden biridir.

Yumurta Ve Kolesterol

Maalesef bu yanlış bilgi yıllarca topluma söylenegelmiştir ve bunda doktorların ve beslenme uzmanlarının azımsanmayacak kadar payı vardır. Oysa bilimin geldiği nokta göstermiştir ki her gün 1 adet yumurta genç yaşlı demeden herkes tarafından tüketilmelidir. Artık doktorlar bu bilginin yanlışlığını anlamışlar ve yumurtanın kolesterol yapma etkisinin olmadığını söyler hale nihayet gelmişlerdir. Yumurtanın her gün tüketilmesinin bir zararı olmadığı aksine protein ve özellikle A vitamini açısından son derece faydalı bir besin olduğunu sık sık dile getirir olmuşlardır.

Karbonhidratsız Beslenmek

Bilinenin tam aksine karbonhidrat vücut açısından gereklidir ve kesinlikle vücuda alınmalıdır. Sözü edilen fazla oranda karbonhidratın vücuda alınmamasıdır. Bu nedenle karbonhidrat içerikli besinlerin yeteri kadar tüketilmesi ama fazla tüketilmemesinin topluma anlatılması gerekir. Yoksa karbonhidrat içerikli besinlerin asla yenmemesi gerektiği bilgisini topluma sunmak yanlış bilgilendirmekten başka bir şey değildir. Bu içeriğe sahip ürünler neden varlar, neden tabiatta bulunmaktadırlar sorusunun cevabı aksi halde “asla tüketmeyin” diyen uzmanlar tarafından verilmek zorundadır. Meselenin bu tarz besinleri hayattan tam olarak çıkarmak değil gerektiği kadar tüketmek fazlasından kaçınmak gerektiğinin bilinmesidir. Bu ayrımın tüketiciler tarafından iyi yapılması gerekir. Bir karbonhidrat kaynağı olan patatesin, pirincin olmadığı bir hayat düşünülemez ve bunlar gibi karbonhidrat içerikli besin ürünlerini hiç tüketmemek değil ne kadar ve ne şekilde tüketildiğinin çok iyi belirlenmesi gerekir. Yaşamdan tamamen dışlamak son derece yanlıştır ve bu yönde bilgi sunanların dikkate alınmaması gerekir.

Yağlı Süt Ürünlerinden Uzak Durmak

Sütün içindeki yağ doğal yağdır. Vücutta birikme yapmaz ve vücutta kolayca yakılır. Yanlış bilgi yüzünden bir çok insan süt ve süt ürünlerinden uzak kalmaktadırlar. Sadece içinde yağ bulunuyor diye insanları bu ürünlerden uzak tutmak, aslında sütün içinde bulunan ve metabolizma için olmazsa olmaz olan D vitamini ve kalsiyumdan da uzak tutmak anlamına gelmektedir. Bir uzman asla süt ve süt ürünlerinden uzak durmayı ya da yağsız süt, yağsız peynir yenmelidir gibi bilgileri insanlara sunmamalıdır. Yukarıda net biçimde söylendiği gibi bu tarz besin değerlerinin içerisinde bulunan yağ doğal yağdır ve vücut tarafından kolayca yakılırlar. Yani vücutta yağ birikmesine yol açmazlar. Zaten vücut kendisine yarayacak yağları bu tarz ürünlerden karşılamaktadır. Aksi davranış bedeni ihtiyaç duyduğu yağdan mahrum etmek anlamına gelecektir. Dolayısı ile insanlar bilinçsiz olarak kemik yapılarının gelişimine sekte vurmaktadırlar ve böylece osteoporoza kadar giden rahatsızlıklara kapı aralamaktadırlar. İşte bunun için sabahleyin güne bir bardak yağlı sütle başlamanın, bir dilim peynir yemenin ya da bir kase yağlı yoğurt yemenin hiç fena bir fikir olmadığı rahatlıkla söylenebilir.

Yukarıda açıklanan doğru diye bilinen ama aslında son derece yanlış olan bilgilere elbette başkaları da eklenebilir. Özellikle son 3-4 yıldır görsel medyada uzman kimliği altındaki bazı diyetisyenler ve doktorların söylediği sık aralıklarla ama azar azar beslenme yöntemi son derece sakıncalıdır. Metabolizma asla böyle bir davranışa göre programlanmamıştır. Bunun yerine günde 2 öğün yemek yemeyi tercih etmek en doğru seçenek olacaktır.

Tüm besin öğelerini tüketmeye çalışmak ve olabildiğince çeşitli kaynaklardan beslenmek, tek tip protein, tek tip yağdan kaçınmak ve kaynakları çeşitlendirmek en doğru beslenme yöntemidir.

Çok fazla karbonhidrat içerikli besin tüketmemek, yapay tatlandırıcılarla üretilmiş yiyecek ve içeceklerin mümkünse tamamını hayattan çıkarmak, sebze ve et tüketimini eşit oranda yapmak, tahıl ve baklagilleri beslenmeye daha fazla dahil etmek en doğru beslenme yöntemi olacaktır.

Elbette tüm bunlara hareketli yaşam da dahil edildiğinde zaten kilo almak gibi bir problemle karşılaşılmayacaktır. Hareketli yaşamdan kasıt gereksiz ve aşırı spor yapmak değil günde 25 dakika kadar çok hafif tempolu koşu ve ardından sadece 5 dakika kadar yapılacak kültür fizik hareketleri yeterli olacaktır. Tempolu koşu ve uzun süreli koşular yağ yakmaya değil vücuttan su atılmasına sebep olur ve boş yere efor sarf etmekten öteye geçmemiş olunur.

Öncelikle bu konunun uzmanlarının kendi aralarında anlaşmaları gerekir ve topluma doğru bilgiyi sunmaları gerekir. Bir uzman pirinç tüketin derken diğeri tüketmeyin derse, diğer taraftan bir uzman tereyağı tüketin derken başka bir uzman tereyağından uzak durun derse ortaya bir kafa karışıklığı çıkacaktır ve yıllardır olan da budur. Yanlış bilgilere boğulmuş olan insanlar ne yapacağını bilemez ve kafası karışık hale gelirler. Bunun sorumlusu da toplumu doğru bilgilendirmeyen konunun uzmanı olan kişilerdir. Günümüzde gelinen nokta maalesef budur.

Bir önceki yazımız olan En Kolay Zayıflama Yöntemleri başlıklı makalemizde Kolay Zayıflama, Kolay Zayıflamak İçin Neler Yapmak Gerekir? ve Kolay Zayıflamanın Yolları hakkında bilgiler verilmektedir.

Sorularınızı Yorum Bölümünden Sorabilirsiniz ...